Bulgaristan’da sandık tartışması büyüyor
Bulgaristan’da 19 Nisan’daki erken genel seçimler öncesinde yurt dışındaki sandık sayısına getirilen sınırlama tartışma yarattı. BAHAD, özellikle Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının oy kullanmasını zorlaştıracağı belirtilen düzenlemenin anayasal hak ihlali anlamına geldiğini savundu.
Bulgaristan’da erken genel seçimlere günler kala, yurt dışındaki oy kullanma süreci yeni bir gerilim başlığına dönüştü. Avrupa Birliği dışındaki ülkelerde diplomatik ve konsolosluk temsilcilikleri dışındaki sandık sayısının 20 ile sınırlandırılması, özellikle Türkiye’de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının seçime katılımını zorlaştıracağı gerekçesiyle eleştiriliyor. Balkanlarda Adalet, Haklar, Kültür ve Dayanışma Derneği, söz konusu düzenlemenin demokratik temsil ilkesine aykırı olduğunu belirterek bunun açık bir anayasal hak ihlali olduğunu savundu.
Bulgaristan’da sandık sayısındaki düşüş tepki çekti
Şubat 2026’da kabul edilen düzenleme sonrası Türkiye’de kurulacak sandık sayısındaki sert düşüş dikkat çekti. Son seçimlerde Türkiye’de Nisan 2023’te 162, Haziran 2024’te 166 ve Ekim 2024’te 168 sandık kurulurken, bu yıl sayının diplomatik temsilcilikler dahil toplam 27’ye gerilemesi tartışmaları büyüttü.
BAHAD Başkanı Safiye Yurdakul, bu tablonun seçim hakkının etkin kullanımını doğrudan zora soktuğunu söyledi. Yurdakul, söz konusu düzenlemenin 22 Ocak ile 25 Şubat 2026 arasında yalnızca 25 iş gününde parlamentodan geçirildiğini belirterek, Bulgaristan’da bugün bir demokrasi krizi yaşandığını ifade etti.
Veto hatırlatması yaptı
Yurdakul, Cumhurbaşkanı İliyana Yotova’nın düzenlemenin anayasal hakları ihlal ettiğini belirterek veto yetkisini kullandığını, ancak parlamentonun bu uyarıyı ve sivil toplumun tepkilerini dikkate almadan yasayı aynı şekilde yeniden kabul ettiğini söyledi. Bu yaklaşımın Bulgaristan’daki kurum krizinin en açık göstergelerinden biri olduğunu dile getirdi.
Ombudsmana başvuru yapıldı
BAHAD’ın, Türkiye’deki yaklaşık 40 sivil toplum kuruluşuyla birlikte Bulgaristan Ombudsmanına resmi başvuru yaptığı da açıklandı. Yurdakul, bu başvurunun temel gerekçesinin seçim sandıklarının azaltılmasıyla anayasal hakların açık biçimde ihlal edilmesi olduğunu söyledi.
Sivil toplum kuruluşlarının Ombudsmana, yasayı iptal istemiyle Anayasa Mahkemesine taşıma yetkisini kullanması çağrısında bulunduğunu belirten Yurdakul, meclisin halkına hizmet eden değil, haklarını gasp eden bir mekanizmaya dönüştüğünü savundu.
“Seçme hakkı kutsal bir bağdır”
Yurdakul, seçme hakkının bir vatandaşın devletiyle kurduğu en güçlü bağlardan biri olduğunu vurgulayarak, sandık sayılarının lojistik bir engele dönüştürülmesinin yalnızca Türk azınlığa değil, Bulgaristan demokrasisinin kendisine zarar verdiğini söyledi.
Sandık sayısının 170’li seviyelerden 27’ye indirilmesinin teknik bir düzenleme olarak görülemeyeceğini ifade eden Yurdakul, bunun doğrudan anayasal bir hakkın gasp edilmesi anlamına geldiğini belirtti.
Uzun kuyruk ve uzak mesafe uyarısı
BAHAD, getirilen sınırlamanın sahada ciddi yoğunluk oluşturacağı görüşünde. Yurdakul, Ankara Büyükelçiliği için yalnızca 3 sandık öngörüldüğünü, bir sandığın günlük ortalama 800-900 kişilik kapasitesine karşılık binlerce seçmenin 13 saat içinde oy kullanmasının mümkün görünmediğini söyledi.
Bursa ve İstanbul’daki bazı yoğun ilçelerde sandık sayısının 1 ile sınırlandırılmasını seçmeni sandıktan uzaklaştırma stratejisi olarak değerlendiren Yurdakul, bir sandıkta oy kullanma işleminin ortalama 2 dakika sürdüğünü, bu nedenle 13 saatlik bir seçim gününde fiziksel olarak en fazla 390-400 kişinin oy kullanabileceğini belirtti.
Konya, Bodrum, Mersin ve Antalya gibi bazı kentlerde başvuru olmasına rağmen sandık kurulmayacağını da kaydeden Yurdakul, seçmenlerin uzun mesafeler kat etmek zorunda kalmasının özellikle yaşlılar, engelliler ve çalışanlar için ciddi bir engel oluşturacağını dile getirdi.
Çorlu örneği dikkat çekti
Yurdakul, Çorlu’da 1600’ün üzerinde elektronik başvuruya rağmen tek sandık öngörüldüğünü belirterek mevcut kapasiteyle tüm seçmenlerin oy kullanmasının mümkün görünmediğini söyledi. Elektronik başvuru sayılarının seçmenlerin yalnızca bir kısmını yansıttığını, seçim günü sandık başında başvuru yapacak kişilerle birlikte yoğunluğun daha da artabileceğini ifade etti.
“Bu bir oy hesabı değil, hak mücadelesi”
Yurdakul, tartışmanın herhangi bir partinin ne kadar oy alacağıyla sınırlı olmadığını söyledi. Bunun bir siyaset hesabı değil, anayasal hak ve haysiyet mücadelesi olduğunu vurgulayan Yurdakul, doğdukları ve bağlarının bulunduğu ülkede haklarının ihlal edilmesine izin vermeyeceklerini dile getirdi.
Geçmişte 1984 ve 1989 yıllarında yaşanan zorunlu isim değişiklikleri ve sürgünlerin izlerinin bugün seçme hakkına yönelik baskılarda yeniden hissedildiğini belirten Yurdakul, ikinci sınıf vatandaş muamelesine karşı ulusal ve uluslararası düzeyde mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.



