Spor

Emil Angelov: Futbolcular Robotlara Dönüştü! Levski, Stoilov ve Türkiye Anıları

Levski efsanelerinden Emil Angelov “Babangida”; modern futbol, altyapı, Stanimir Stoilov, Todor Batkov, Şampiyonlar Ligi, Türkiye kariyeri, Rigobert Song, Messi ve Ronaldo hakkında çarpıcı açıklamalar yaptı.

Emil Angelov’dan modern futbola çarpıcı eleştiri: “Futbolcular robotlara dönüştü”

Levski’nin unutulmaz golcüsü Emil Angelov “Babangida”, modern futbolun genç oyuncuların bireysel yeteneklerini körelttiğini söyledi.

Bulgar futbolunun sorunlarından Levski yıllarına, Stanimir Stoilov ve Todor Batkov’dan Türkiye kariyerine, Şampiyonlar Ligi primlerinden Messi–Ronaldo tartışmasına kadar birçok konuda dikkat çekici açıklamalar yaptı.

EMİL ANGELOV: FUTBOLCULAR ROBOTLARA DÖNÜŞTÜ

Levski Sofya’nın Avrupa kupalarındaki unutulmaz döneminin önemli isimlerinden Emil Angelov, Bulgaristan’da BLIC Live’a verdiği uzun röportajda hem geçmişin futbolunu hem de bugünün oyununu değerlendirdi.

“Babangida” lakabıyla tanınan eski Bulgar golcü, özellikle modern futbolun altyapıdan itibaren oyuncuları belirli taktik kalıplara sokmasına dikkat çekti.

Angelov’a göre sorun yalnızca profesyonel futbolda değil, daha çocuk yaşta başlıyor.

Eski golcü, günümüzün genç futbolcularını tarif ederken röportajın en çarpıcı ifadesini kullandı:

“Genç, güçlü çocuklar görüyorsunuz ama adeta robot biçimine sokulmuşlar. Hepsinden aynı şeyler isteniyor: sola kay, sağa kay…”

Angelov, modern teknik direktörlük terminolojisinde sürekli kullanılan “geçiş” kavramına da dikkat çekerek bireysel futbolcu özelliklerinin geri plana itildiğini savundu.

“Bireysel aksiyonlar yok” diyen Angelov, bir rakibi çalımla geçmenin, sıra dışı bir hareket yapmanın ve seyirciyi ayağa kaldırabilecek bireysel becerilerin giderek azaldığını söyledi.

“Çocuklara sürekli ne yapacaklarını söylerseniz onları kalıba sokarsınız”

Angelov’un eleştirisinin en önemli bölümü ise altyapı eğitimine yönelik.

Eski golcüye göre futbolcu yetiştirme sürecinde antrenörün oyuncuya sürekli talimat vermesi, genç futbolcunun kendi karar mekanizmasını geliştirmesini engelleyebiliyor.

Angelov bunu şu düşünceyle açıklıyor:

“Bu daha çocuk futbolunda başlıyor. Çocuk seviyesinde sürekli ne yapacağını söylerseniz, onu geleceği için de aynı kalıbın içine sokarsınız.”

Ortaya çıkan görüntüyü “robotlara benzeyen” bir futbol anlayışı olarak tanımlayan Angelov, günümüzde genç oyunculardan daha fazla fiziksel güç, koşu ve mücadele beklendiğini belirtiyor.

Dünya Kupası eleştirisi: “Pas, pas, pas… ama şut yok”

Angelov’a göre aynı problem yalnızca Bulgaristan’a özgü de değil.

Dünya futbolunun genel olarak bu yönde değiştiğini savunan eski futbolcu, Dünya Kupası maçlarını örnek gösteriyor.

Angelov, bazı karşılaşmaları izlerken oyunun monotonluğundan yorulduğunu belirterek modern futbolu şöyle tarif ediyor:

“Top sola, top sağa… Pas, pas, pas. Beş kişilik savunma hattı görüyorsunuz. Paslar devam ediyor ama şut yok.”

Futbolda birçok şeyin değiştiğini kabul eden Angelov, asıl sorunun bu değişimin gerçekten oyunu daha iyi hale getirip getirmediği olduğunu düşünüyor.

Levski’ye transferinin ilginç hikâyesi: Batkov onu düğünde fark etti

Angelov röportajda Levski’ye transferinin oldukça ilginç hikâyesini de anlattı.

O dönemde Chernomorets Burgas forması giyen Angelov, Burgas derbisinde oynarken Todor Batkov’un şehirde bir düğün nedeniyle bulunduğunu söyledi.

Batkov maçı izledi ve Angelov’u beğendi.

Eski golcü o günü şöyle anlatıyor:

“Bir derbi oynuyorduk. Batkov Burgas’ta bir düğündeymiş ve maça gelmiş. Beni görmüş. ‘Bu çocuğu beğendim, sahada iyi hareket ediyor’ demiş.”

Sezonun ardından kendisiyle temasa geçildiğini söyleyen Angelov, transfer için Chernomorets’e yaklaşık 200 bin leva ödendiğini belirtiyor.

Bu transfer, kariyerinin yönünü tamamen değiştirecekti.

Levski: “Benim evim”

Angelov için Levski sıradan bir futbol kulübünden çok daha fazlası.

Eski golcü, kulüpte yaşadığı duyguyu dışarıdan anlatmanın kolay olmadığını söylüyor:

“Levski bir evdir. İçinde bulunmayan biri bunun ne olduğunu anlayamaz.”

Levski’de yalnızca takım arkadaşları değil, dostluk, taraftar sevgisi ve aidiyet bulduğunu anlatan Angelov, başka kulüplerde ve yurt dışında oynamasına rağmen Levski’de yaşadığı duygunun kendisi için farklı olduğunu vurguluyor.

Dynamo Bükreş’e 93. dakikada tarihi gol

Angelov’un Levski kariyerinin en unutulmaz anlarından biri Dinamo Bükreş karşılaşmasıydı.

Maça sonradan giren Bulgar golcü, uzatma dakikalarında attığı golle tribünleri ayağa kaldırdı.

Angelov pozisyonun yaklaşık 93. dakika 50. saniyede, dört dakikalık uzatma süresinin sonuna doğru geldiğini hatırlıyor.

Bu gol aynı zamanda Levski’nin Avrupa grup aşamasındaki tarihi galibiyetlerinden biri olarak hafızalara kazındı.

Angelov, başarının yalnızca kendisine ait olmadığını özellikle vurguluyor:

“Bütün takım iyi oynadı. Taraftar mükemmeldi, Gerena tamamen doluydu. Oraya gelen insanları mutlu etmek zorundaydık.”

Schalke deplasmanı ve Avrupa geceleri

Angelov, Schalke karşısında Almanya’da oynanan karşılaşmayı da unutamadığını söylüyor.

Gelsenkirchen’deki modern stadyumla ilk karşılaştıklarında futbolcuların şaşkınlık yaşadığını anlatıyor.

Angelov, Schalke karşısında Almanya’da oynanan karşılaşmayı da unutamadığını söylüyor.
Emil Angelov, Schalke karşısında Almanya’da oynanan UEFA Kupası maçında Gerald Asamoah ile girdiği ikili mücadeleden bir enstantane.

Sahaya geldiklerinde zeminin görünmediğini belirten Angelov, daha sonra çim zeminin stadyumun dışından mekanik sistemle içeri getirildiğini gördüklerini aktarıyor.

Bulgar futbolcular açısından o yıllarda bunun son derece etkileyici bir teknoloji olduğunu söylüyor.

Bu deneyimi Bulgaristan’daki stadyumlarla karşılaştıran Angelov’un sonucu net:

“Ülkemizin mutlaka modern ve yeni bir stadyuma ihtiyacı var.”

Eski Levski–CSKA derbileri: “Sahada savaşır, sonra birbirimize saygı duyardık”

Angelov geçmişteki Levski–CSKA rekabetinin günümüzden farklı olduğunu düşünüyor.

Sahada son derece sert mücadele ettiklerini ancak 90 dakika sona erdiğinde rakip futbolcularla aralarındaki insani ilişkinin devam ettiğini anlatıyor.

“Maçlar çok sertti, büyük bir mücadele vardı. Ama maçtan sonra birbirimize her zaman saygı duyduk. 90 dakikalık rekabet sona ererdi.”

Angelov günümüzde derbilerde Bulgar futbolcu sayısının azalmasının da atmosferdeki değişimin nedenlerinden biri olabileceğini düşünüyor.

“Bağlarım kısmen yırtıkken bile oynadım”

Eski futbol ile bugünün futbolu arasındaki fiziksel mücadele farkına değinen Angelov, kendi döneminden dikkat çekici bir örnek de verdi.

Bazı karşılaşmalara ciddi ağrılarla çıktıklarını söyleyen Angelov:

“Ayak bileğimde bağların kısmen yırtık olduğu halde oynadığım maçlar oldu. Ama oynadım ve elimden gelen her şeyi verdim.”

Bugünün futbolcularının mücadele etmediğini söylemediğini özellikle belirtiyor; ancak futbolun kurallar ve oyun anlayışı bakımından daha “kozmetik” hale geldiğini düşünüyor.

Oğlu Hernan Angelov: İsmi Hernán Crespo’dan

Röportajın kişisel bölümlerinden biri Angelov’un oğlu Hernan Angelov üzerine.

Genç futbolcunun Levski altyapısında golcülüğüyle dikkat çektiğini anlatan Angelov, bir sezonda U17 seviyesinde 25 gol attığını söylüyor.

Ancak baba Angelov geçmiş istatistiklere fazla önem vermiyor:

“Bunlar artık geçmişte kaldı. Bundan sonra erkek futboluna bakmamız gerekiyor.”

Oğluna Hernan ismini neden verdiği sorulduğunda ise cevap futbolseverler için tanıdık:

Hernán Crespo.

Angelov, Arjantinli golcüyü çok beğendiği için oğluna bu ismi verdiğini anlatıyor.

Levski’den ayrılığının perde arkası

Röportajın en önemli açıklamalarından biri Angelov’un Levski’den ayrılışıyla ilgili.

Avrupa’daki başarılı dönemin ardından kulüp kendisine yeni sözleşme teklif etti.

Ancak Angelov’a göre önerilen ücret mevcut maaşıyla aynıydı.

Eski golcü Levski’de kalmak istediğini fakat performansı nedeniyle küçük de olsa bir ücret artışını hak ettiğini düşündüğünü söylüyor.

“Çok büyük bir artış istemiyordum. Sadece bana karşı bir takdir, bir saygı gösterilmesini istiyordum.”

Anlaşma sağlanamayınca durum sertleşti.

Angelov:

“Beni gençlerle antrenmana gönderdiler. Altı ay gençlerle çalıştım.”

diyor.

Sonrasında Litex’e geçti.

Ancak Angelov bugün bile Levski’ye karşı kırgın bir dil kullanmıyor:

“Levski ile ilgili kötü hatırladığım tek şey budur. Güzel anılar çok daha fazla.”

Batkov ve Stoilov yıllar sonra kabul etti: “Hata yaptık”

Angelov’un anlattığına göre hikâye yıllar sonra farklı bir noktaya geldi.

Eski golcü, dönemin önemli isimleriyle yıllar sonra yaptığı görüşmelerde ayrılık sürecinin yeniden konuşulduğunu söylüyor.

Todor Batkov ve Stanimir Stoilov’la da bu konuyu konuştuğunu belirten Angelov, onların daha sonra o dönemde kendisine yönelik alınan kararın bir hata olduğunu kabul ettiklerini ifade ediyor.

Angelov buna rağmen Stoilov hakkında son derece olumlu konuşuyor.

İkili yakın zamanda Haskovo’da bir kafede yeniden bir araya geldi.

“Olağanüstü bir insan. Ona karşı hiçbir şeyim yok. Ona saygı duyuyorum. O dönemde öyle karar vermişler.”

Angelov, Stoilov’un teknik direktörlükteki en önemli özelliklerinden birini ise futbolcuların değerini yükseltme yeteneği olarak gösteriyor:

“100 leva değerindeki futbolcuyu bir yıl sonra 1.100 leva değerine çıkarabilir. Bu çok önemli bir teknik direktörlük yeteneğidir.”

Şampiyonlar Ligi’nde 30–50 bin Euro prim

Angelov’un açıklamalarındaki dikkat çekici ekonomik ayrıntılardan biri de Levski’nin Avrupa’daki başarılı döneminde ödenen primler.

Bulgar futbolcuların o yıllardaki ücretlerinin bugünün rakamlarından çok farklı olduğunu söyleyen Angelov, Şampiyonlar Ligi başarılarında ise önemli primler aldıklarını belirtiyor.

Rakamı da açıklıyor:

“30, 40, hatta 50 bin Euro’ya kadar prim aldığımız oluyordu.”

Primlerin oynama sürelerine göre dağıtıldığını söyleyen Angelov, bu gelirlerin bazı futbolcuların ekonomik hayatını değiştirdiğini anlatıyor:

“Ben de dahil bazı arkadaşlarımız aile bütçemizi güvenceye aldık. Yaşayacağımız evleri alabildik.”

Fakat Angelov’a göre bu para karşılıksız değildi:

“Takımda mücadele etmeyen tek futbolcu yoktu. Herkes yüzde 100’ünü veriyordu. Son kuruşuna kadar hak etmiştik.”

Türkiye itirafı: “Boş stadyumda oynadığımı hatırlamıyorum”

Angelov kariyerinin yaklaşık 4 yıl 8 aylık bölümünü Türkiye’de geçirdiğini anlatıyor.

Türkiye’de hem ekonomik hem de sportif seviyenin Bulgaristan’dan daha yüksek olduğunu belirten eski golcü, özellikle tribün atmosferinden etkilenmiş:

“Boş stadyumda oynadığımı hatırlamıyorum.”

Türkiye kariyerinin kendisine yalnızca ekonomik açıdan değil, futbol deneyimi bakımından da çok şey kattığını söylüyor.

Trabzon’da Rigobert Song’la savaş: Golü attı, rakip taraftar alkışladı

Angelov’un Türkiye’den unutamadığı anılarının başında Trabzonspor deplasmanı geliyor.

Karşısında Kamerun Milli Takımı’nın ünlü savunmacısı Rigobert Song vardı.

Angelov’un anlatımına göre Trabzonspor o dönemde şampiyonluk mücadelesinin içindeydi ve tribünlerde yaklaşık 40 bin kişi bulunuyordu.

Denizlispor deplasmanda 1–0 kazandı.

Gol Angelov’dan geldi.

“Maç boyunca Song sırtımdaydı.”

Karşılaşmanın ardından ise daha da özel bir an yaşandı:

“Sahadan çıkarken kendi taraftarları beni alkışlamaya başladı.”

Sunucunun “Saygılarını kazandın” sözlerine Angelov:

“Evet, saygılarını kazandım.”

karşılığını veriyor.

Camp Nou’da kulübeyi taşımaya çalıştılar

Angelov’un anlattığı en eğlenceli hikâyelerden biri Barcelona deplasmanından.

Levski, Şampiyonlar Ligi maçı öncesinde Camp Nou’da antrenman yapıyordu.

Angelov ve takım arkadaşlarından Miroslav “Deko” Ivanov yedek kulübesinde otururken Angelov arkadaşına:

“Deko, gel şu kulübeyi taşıyalım.”

dedi.

Ivanov gerçekten kulübeyi kaldırmaya çalışınca takım arkadaşları kahkahaya boğuldu.

Birkaç saat sonra ise aynı futbolcular Barcelona’nın dünya yıldızlarının karşısına çıkacaktı.

“Bizi 5–0 için parçaladılar ama Barcelona herkese beş atıyordu”

Levski o karşılaşmayı Barcelona’ya 5–0 kaybetti.

Bulgar basınının ertesi gün takımı ağır biçimde eleştirdiğini anlatan Angelov ise farklı düşünüyor.

Barcelona’nın aynı dönemde Avrupa’nın diğer büyük takımlarına da ağır skorlar yaşattığını hatırlatarak medyanın Levski hakkında hüküm vermekte acele ettiğini söylüyor.

Üstelik söz konusu Barcelona, sezon sonunda Şampiyonlar Ligi şampiyonu olacaktı.

Barcelona'dan Carles Puyol (arkada), 12 Eylül 2006'da Barcelona'daki Camp Nou stadyumunda oynanan Şampiyonlar Ligi grup aşaması futbol maçında Levski Sofia'dan Emil Angelov ile mücadele ediyor.
Barcelona’dan Carles Puyol (arkada), 12 Eylül 2006’da Barcelona’daki Camp Nou stadyumunda oynanan Şampiyonlar Ligi grup aşaması futbol maçında Levski Sofia’dan Emil Angelov ile mücadele ediyor.

Drogba ile formasını değiştirdi

Kariyerinde karşılaştığı dünya yıldızları sorulduğunda Angelov birçok isim sayıyor.

Bunların arasında Ronaldinho, Rigobert Song ve Türkiye’de karşılaştığı üst düzey futbolcular bulunuyor.

Ancak sakladığı özel formalardan biri dikkat çekiyor:

Didier Drogba.

Angelov, Chelsea karşılaşmasının ardından Drogba ile formasını değiştirdiğini anlatıyor.

Messi mi Ronaldo mu? Angelov’un tercihi Ronaldo’ya biraz daha yakın

Röportajın klasik sorusu da geliyor:

Lionel Messi mi, Cristiano Ronaldo mu?

Angelov ikisini de olağanüstü futbolcular olarak görüyor fakat aralarında önemli bir fark olduğunu düşünüyor.

“Messi inanılmaz bir futbolcu. Tanrı tarafından büyük bir yetenekle ödüllendirilmiş.”

Ronaldo konusunda ise başka bir özellik öne çıkıyor:

“Ronaldo’yu belki bir fikir daha fazla seviyorum çünkü onda her şey çalışmayla geliyor. Çalışıyor, emek veriyor.”

Angelov’un futbol felsefesinin özeti de aslında bu cevapta yatıyor:

“Yalnızca yeteneğinize güvenemezsiniz. Ayakta kalmak için çalışmanız gerekir.”

İki futbolcunun da benzersiz olduğunu söyleyen Angelov:

“Belki onlar gibileri bir daha hiç görmeyeceğiz.”

diyor.

46 yaşında hâlâ futbol oynuyor

Angelov profesyonel kariyerini bitirmiş olsa da futboldan kopmuş değil.

Küçük sahada ve büyük sahada futbol oynamaya devam ettiğini, Levski veteranlarıyla da maçlara çıktığını söylüyor.

Beslenmesine dikkat ediyor, fitness yapıyor, koşuyor ve stresten mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyor.

Futbolculuk döneminde yaklaşık 82 kilo olduğunu, bugün ise fitness çalışmalarının da etkisiyle 90 kilo civarında bulunduğunu anlatıyor.

Neden teknik direktörlüğe mesafeli?

Angelov’un futboldan uzak durmasının nedenlerinden biri Bulgar futbolunun yapısal problemleri.

Profesyonel antrenörlük lisansına sahip olduğunu söyleyen eski futbolcu, teknik direktörlüğün yalnızca saha içinden ibaret olmadığını vurguluyor.

Kulüp başkanının ödeme sözü verdiği futbolculara daha sonra ücretlerini ödeyememesi halinde teknik direktörün arada kaldığını anlatıyor.

Angelov için mesele aynı zamanda kişisel:

“Ben sözümün arkasında dururum. Bir şeyi söylediysem yerine getirilmesi gerekir. Böyle yetiştirildim.”

Bu nedenle mevcut ortamda teknik direktörlüğün kendisine yeterince keyif vermediğini söylüyor:

“Benim için en önemlisi yaptığınız işten keyif almaktır. Keyif almıyorsanız yapmanın anlamı yok.”

 Röportajın son sözü: “Bir erkek sözünün arkasında durmalı”

Yaklaşık 49 dakikalık sohbetin sonunda sunucu bu kez futbolcuyu değil, Emil Angelov’u soruyor:

“Futbol dışında nasıl bir insansın?”

Angelov gülerek önce “Bunu eşime sormanız gerekir” diyor.

Sonra kendisi için en önemli prensibi açıklıyor:

“Bir şeyi yapacağımı söylediysem ve size söz verdiysem, bundan kişisel olarak zarar görecek olsam bile yaparım.”

Ve röportajı aslında bütün kariyerini özetleyen bir cümleyle tamamlıyor:

“Sözünün arkasında durmak benim için en önemli şeylerden biri. Bir erkek için de öyle.”

Emil Angelov, BLITZ Live YouTube - Canlı Yayın

RÖPORTAJ | EMİL ANGELOV “BABANGIDA” — GENİŞ TAM METİN

Futboldan neden biraz uzaklaştın?

Emil Angelov: Biraz futbolun dışındayım ama tabii ki takip ediyorum. Biz futbolla bağlantılı insanlarız. Bu bizim hayatımız; yıllarca yaptığımız şey.

Şimdilik futbolla çok fazla ilgilenmiyorum çünkü bu aşamada gerekli ortamı göremiyorum. Klişe gelebilir ama şu anda dışarıdan bakmanın içinde olmaktan daha iyi olduğunu düşünüyorum.

Bir şeyler değişirse elbette yeniden değerlendirebilirim.

Oyuncu-antrenör ve teknik direktör olarak denedim. Ancak profesyonel olarak yıllar içerisinde Bulgaristan’da ve yurt dışında öğrendiğimiz birçok şeyi bugünkü takımlara aktarmakta zorlanıyoruz. Çünkü birçok şey eksik.

Buraya gelip Bulgar futbolundan şikâyet eden bir başka konuk olmak istemiyorum. Yalnızca şu anda futbolu geliştirmek için henüz hazır olmadığımızı düşünüyorum.

Sorun yalnızca para mı?

Emil Angelov: Hem finans hem de ilişkiler.

Örneğin teknik direktör olarak insanlara aylık ücretleri konusunda söz veriyorsunuz. Başkan size bir şey vaat ediyor, siz futbolcuya aktarıyorsunuz. Sonra başkan “Bu parayı veremiyorum” diyor.

Her şey size geri dönüyor ve içinden çıkamadığınız bir döngü oluşuyor.

Ben sözümün arkasında duran biriyim. Bir şey söylediysem yerine getirilmesi gerekir. Böyle yetiştirildim.

Teknik direktörlük lisansın var mı?

Emil Angelov: Evet. Profesyonel lisansım var.

Ama benim için en önemlisi yaptığınız işten keyif almaktır. Keyif almıyorsanız yapmanın anlamı yok.

Haskovo’daki futbol yapılanmasını nasıl görüyorsun?

Emil Angelov: Şehrin tek bir güçlü kulübünün olması gerektiğini düşünüyorum.

Belediyenin, sponsorların, başkanın ve futbolun içerisindeki insanların desteklediği, şehrin gücüne ve hedeflerine uygun bir kulüp olmalı.

Şimdi neredeyse herkes ayrı takım kuruyor. Benim bile takımım var ama aslında bu yapıya karşıyım.

Haskovo’da yetenekli çocuklar var mı?

Emil Angelov: Var.

Taşrada kaybolmaması gereken futbolcular var. Örneğin bizim kulüpte gol kralı olan Cem [transkriptte soyadı net değil] şimdi Levski’ye geçti.

Ben her zaman yardımcı olurum. Amaç çocuğa yardımcı olmak çünkü bunu hak ediyor.

Ayrıca benim için Levski her zaman Bulgaristan’ın en iyilerine sahip olmalıdır.

Levski senin için ne ifade ediyor?

Emil Angelov: Levski’yi çocukluğumdan beri seviyorum.

Benim evim.

Oradaki insanları seviyorum ve eski takım arkadaşlarımla, bugün yönetici olan insanlarla çok iyi ilişkilerim var.

Levski bana isim olarak çok şey verdi. Ben de elimden geldiğince Levski’ye verdim.

Levski’nin içerisinde bulunmamış birine bunu anlatmak kolay değil.

Orada yalnızca arkadaş değil, saygı ve taraftar sevgisi buldum.

“Мavi yuva”nın içerisinde bulunmanız gerekir ki ne demek istediğimi anlayabilesiniz.

Başka kulüplerde oynadım, yurt dışında oynadım ama Levski’de yaşadığım şey benim için olağanüstüydü.

Levski’ye nasıl transfer oldun?

21–22 yaşlarındaydım. Chernomorets Burgas’ta oynuyordum ve takımım için goller atıyordum.

Burgas’ta Chernomorets ile Neftochimic arasında bir derbi oynadık.

Sayın Batkov da bir düğün nedeniyle Burgas’taymış ve maça gelmiş.

Beni görmüş ve:

“Bu çocuğu beğendim. Sahada iyi hareket ediyor.”

demiş.

Sezonun bitmesini beklediler ve sonra benimle iletişime geçtiler.

Böylece Levski’ye transfer oldum.

Bonservis ödendi mi?

Emil Angelov: Evet.

Yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 200 bin leva Chernomorets’e ödendi.

Sonra Levski’ye katıldım.

İlk günün nasıldı?

Emil Angelov: Takım Kıbrıs’ta kamptaydı.

Ocak ayıydı. Ofiste sözleşmeyi imzaladım ve ertesi gün Kıbrıs’a uçtum.

Takımda çok önemli futbolcular vardı. Daniel Borimirov, Elin Topuzakov, Saša Simonović, Georgi Ivanov ve diğerleri…

Andrey Zhelyazkov’un da transferimde önemli rolü vardı.

Ben aslında dördüncü santrfor olarak gelmiştim.

Dolayısıyla şansımı beklemem gerektiğini biliyordum.

İlk hazırlık maçlarında yedekten girdim ve goller attım. Yavaş yavaş kendime yer açtım.

Dynamo Bükreş golünü unutabilir misin?

Emil Angelov: Hayır.

Bütün takım çok iyi oynadı. Gerena tamamen doluydu ve taraftar mükemmeldi.

İlk yarıda birçok pozisyon bulduk fakat gol atamadık.

Sonra benim anım geldi.

Yaklaşık 93. dakika 50. saniyeydi.

Dört dakika uzatma verilmişti.

Maçın son saniyesine kadar bitmediğinin en güzel örneklerinden biriydi.

Kulüp ve taraftar açısından çok önemli bir goldü.

Eski derbiler neden farklıydı?

Emil Angelov: Bizim kuşağımızdaki Levski ve CSKA futbolcuları bugün bile birbirimize saygı duyarız.

Sahada maçlar inanılmaz sert olurdu. Büyük bir savaş yaşanırdı.

Ama maç bittikten sonra birbirimize insani açıdan saygımız devam ederdi.

90 dakikalık düşmanlığı orada bırakırdık.

Bugünkü derbilerde aynı duyguyu göremiyorum.

Belki Bulgar futbolcuların sayısının azalması da nedenlerden biridir.

Ama futbol dünyası tamamen değişti.

Futbol nasıl değişti?

Emil Angelov: Biraz daha “kozmetik” oldu.

VAR var. Bir santimetre nedeniyle ofsayt veriliyor.

Birine istemeden basıyorsunuz, kırmızı kart çıkabiliyor.

Futbolun erkekçe tarafının bir bölümü kayboluyor.

Ama bütün Avrupa ve dünya bunu kabul ediyorsa herhalde doğru yönün bu olduğu düşünülüyor.

Bizim dönemimizde çok sert mücadeleler vardı.

Ayak bileğimde bağların kısmen yırtık olduğu halde oynadığım maçlar oldu.

Bugünkü oyuncular mücadele etmiyor demiyorum. Elbette edenler var.

Ancak futbol artık biraz daha “kozmetik”.

Oğlun Hernan’ın geleceğini nasıl görüyorsun?

Emil Angelov: Onun adına mutluyum.

Levski’de, ikinci takımda hazırlanıyor. Ona yalnızca sağlıklı olmasını ve hedeflerine ulaşmasını diliyorum.

O ve kardeşi futbolla büyüdüler.

Futbolcu olmak onun hayali.

Benim yaşadığım mutluluğu onun da yaşamasını isterim.

Gerekli özelliklerin hepsine sahip ama bundan sonrası kendisine bağlı.

Çalışkan ve istikrarlı olursa hedefine ulaşır.

İsmini Hernán Crespo’dan mı aldı?

Emil Angelov: Evet.

Hernan Crespo’yu futbolcu olarak çok seviyordum. Olağanüstü bir golcüydü.

Bu nedenle oğluma Hernan adını vermeye karar verdim.

Sonradan o da bana “İyi ki bana bu ismi vermişsin” dedi.

Genç oyunculara maçlarından sonra analiz yapıyor musun?

Emil Angelov: Benden sürekli analiz istiyor.

Ama fazla müdahale etmekten kaçınıyorum.

Benim beklentilerim ve futbola bakışım farklı olabilir. O hâlâ genç ve sürekli hatalarını söylerseniz çocuğu incitebilirsiniz.

Bu yüzden daha ölçülü olmaya ve pozitif yönde yardımcı olmaya çalışıyorum.

Zaten teknik direktörleri var ve onların işine saygı göstermek gerekir.

Ben baba olarak yalnızca yön gösterebilirim.

Bulgaristan’da gençlerin erkek futboluna geçişi doğru mu?

Emil Angelov: Burada önemli bir boşluk var.

İngiltere ve Almanya gibi ülkelerde U21, U23 gibi geçiş aşamaları bulunuyor.

Bizde 17 yaşındaki bir çocuğu bir anda profesyonel futbolda yüzlerce maç oynamış 30–40 yaşındaki bir futbolcunun karşısına çıkarabiliyorsunuz.

Batı bu geçişleri sistemleştirmiş durumda.

Bunun üzerinde düşünmemiz gerekiyor.

Bulgaristan’da hâlâ yetenek var mı?

Emil Angelov: Levski’de yetenekli çocuklar görüyorum.

Diğer kulüpler konusunda biraz daha tereddütlüyüm.

Ama asıl sorun futbolun kendisinin değişmesi.

Futbolda romantizm kalmadı.

Emil Angelov: Genç, güçlü çocukları adeta robot biçimine sokuyoruz.

“Sola kay.”

“Sağa kay.”

“Geçiş.”

“Geçiş.”

Ama bireysel aksiyon nerede?

Bir rakibi geçmek, fantastik bir hareket yapmak, seyirciyi heyecanlandıracak bir şey göstermek nerede?

Bireysellik kayboluyor.

Üstelik bunu çocuk yaşta yapmaya başlarsanız futbolcuyu geleceği için de aynı kalıba sokarsınız.

Ortaya robotlara benzeyen bir görüntü çıkıyor.

Daha fazla kuvvet, koşu ve mücadele…

Avrupa futbolu da buna doğru gidiyor.

Dünya Kupası’nda da gördük.

Top sola, top sağa…

Pas, pas, pas…

Beş kişi savunmada…

Ama şut yok.

Bazen maçı izlerken yorulmaya başlıyorsunuz.

Birçok şey değişiyor.

Ama bunların daha iyiye değiştiğinden emin değilim.

Levski’nin bugünkü oyununu beğeniyor musun?

Emil Angelov: Evet.

Ofansif, özgüvenli ve rakibin temposuna cevap veren bir Levski gördüm.

Bazıları deplasmanda kolay yenileceklerini düşünüyor.

Ben tam tersini düşünüyorum.

Levski orada daha iyi bile oynayabilir.

Futbolda psikolojik durum çok önemlidir.

Takım psikolojik olarak hazırsa fiziksel açıdan da problem yaşamaz.

Profesyonel futbolcu açısından Romanya’da veya Bulgaristan’da oynamanın büyük farkı olmamalı.

Levski’den ayrılığın nasıl oldu?

Emil Angelov: Kariyerime Levski’de devam etmek istiyordum.

Yeni sözleşme önerdiler fakat aynı ücretle.

Avrupa’daki başarılı dönemden sonra maaşımın biraz artırılmasını hak ettiğimi düşünüyordum.

Çok büyük bir artış istemiyordum.

Sadece bir takdir göstergesi istiyordum.

Anlaşamayınca beni gençlerle antrenmana gönderdiler.

Altı ay gençlerle çalıştım.

Emil Angelov: Sonrasında Litex’e gittim.

Levski ile ilgili kötü hatırladığım tek olay budur.

Güzel anılarım çok daha fazla.

Daha sonra Batkov ve Stoilov’la bunu konuştun mu?

Emil Angelov: Evet.

Yıllar sonra o dönemde sorumluluk sahibi olan insanlarla konuştum.

Batkov’la da Mıri’yle de konuştum.

O dönemde bana karşı yapılanın bir hata olduğunu kabul ettiler.

Ama bugün Mıri’ye büyük saygım var.

Bu yaz Haskovo’da görüştük ve uzun uzun konuştuk.

Olağanüstü bir insan.

Geçmişte o karar verilmiş. Artık geçmişte kaldı.

Şampiyonlar Ligi döneminde ne kadar prim alıyordunuz?

Emil Angelov: Çok iyi paralar kazanıyorduk.

Primler oynama sürelerine göre belirleniyordu.

30, 40, 50 bin Euro’ya kadar çıkan primler vardı.

Ben de dahil bazı arkadaşlarımız bu sayede aile bütçemizi güvence altına aldık ve yaşayacağımız evleri alabildik.

Ama o paraları hak ettik.

Takımda kendisini vermeyen tek futbolcu yoktu.

Herkes yüzde 100 mücadele ediyordu.

Türkiye nasıl bir deneyimdi?

Emil Angelov: Türkiye’de yaklaşık 4 yıl 8 ay geçirdim.

Futbol seviyesi ve ücretler Bulgaristan’dan daha yüksekti.

Ama mesele yalnızca para değildi.

Atmosfer müthişti.

Boş stadyumda oynadığımı hatırlamıyorum.

Unutamadığın rakip?

Emil Angelov: Rigobert Song.

Trabzonspor’un kaptanıydı, Kamerun Milli Takımı’nın kaptanıydı.

Trabzonspor ligde liderdi.

Denizlispor olarak onları Trabzon’da 1–0 yendik ve golü ben attım.

Yaklaşık 40 bin kişinin önünde oynadık.

Bütün maç Song sırtımdaydı.

Ama kazandık.

Sahadan çıkarken Trabzonspor taraftarları beni alkışladı.

Onların saygısını kazanmıştım ve bununla gurur duydum.

Stoilov’un teknik direktör olarak en önemli özelliği nedir?

Emil Angelov: Futbolcuyu geliştirmesi.

100 leva değerindeki futbolcuyu alıp bir yıl sonra 1.100 leva değerine çıkarabilir.

Bu çok önemli bir teknik direktörlük yeteneğidir.

Camp Nou hikâyesi gerçek mi?

Emil Angelov: Evet.

Barcelona maçı öncesi Camp Nou’da antrenmandaydık.

Deko’ya, yani Miroslav Ivanov’a:

“Gel şu yedek kulübesini biraz taşıyalım.”

dedim.

O da gerçekten kaldırmaya çalıştı.

Herkes gülmeye başladı.

Camp Nou’nun kulübesini Bulgaristan’daki gibi taşıyamazsınız tabii!

Birkaç saat sonra Barcelona’ya karşı oynadık.

5–0 yenilgi ağır mıydı?

Emil Angelov: Skora bakarsanız evet.

Ertesi gün bizi parçaladılar.

Ama daha sonra aynı Barcelona’nın Avrupa’nın büyük takımlarına da beş attığını gördük.

O sezon Şampiyonlar Ligi’ni kazandılar.

Dolayısıyla yorum yapmakta biraz acele edilmişti.

Hangi yıldızla forma değiştirdin?

Didier Drogba.

Chelsea maçından sonra formalarımızı değiştirdik.

Türkiye’de de Song, Hamit Altıntop, Emre Belözoğlu ve birçok üst düzey oyuncuya karşı oynadım.

Messi mi Ronaldo mu?

Emil Angelov: İkisini de seviyorum çünkü farklılar.

Messi Tanrı vergisi olağanüstü bir yetenek.

Ronaldo’yu belki biraz daha fazla beğeniyorum çünkü onun başarısında çalışmanın payı çok büyük.

Çalışıyor, emek veriyor.

Bugün yalnızca yeteneğe güvenerek yaşayamazsınız.

Çalışmanız gerekir.

İkisi de inanılmaz futbolcular.

Belki bir daha onlar gibileri gelmeyecek.

Futbol dışında nasıl bir Emil Angelov var?

Emil Angelov: Bunu eşime sormanız daha doğru olur!

Ama kendimde en çok sevdiğim özellik şudur:

Bir şeyi yapacağımı söylediysem, söz verdiysem, kişisel olarak zarar edecek olsam bile o sözü yerine getiririm.

Bu benim en güçlü özelliğim.

Bir insan, özellikle de bir erkek, sözünün arkasında durmalıdır.

Beni kendimle gurur duymaya iten şey budur.

Emil Angelov, BLITZ Live YouTube – Canlı Yayın

Bulgaristan 3. liginin önemli maçında sürpriz konuk

Sponsor

Uçuş ve konaklama dahil Bulgaristan programları World Travel Service’te.

Bulgaristan turlarına bak

Bulgaristan

Bulgaristan hakkında bilgileri sizlere iletiyor olmaktan mutluluk duyuyoruz. Sormak ve bilgi edinmek istediğiniz her şeyi bize yazabilirsiniz. Ивайло Христов

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu